29 Eylül 2007 Cumartesi

MİS SABUNU






İki yüz yıldan beri köpüğü sönmedi
EDİRNE MİS MEYVA SABUNU


Dünyada ilk sabunu Mısırlılar, ilk kokulu sabunu ise Türkler yaptı. Türkler, sabuna gelinceye kadar doğal soda, süt kökü, kaşık otu ve kül gibi çeşitli maddeleri temizlik amacıyla kullanıyordu. Toplum hayatımızda ve temizlik kültürümüzde sabun kullanımının, onbirinci yüz yıldan itibaren yaygınlaşmaya başladığı görülüyor.

Osmanlı İmparatorluk coğrafyasında, Halep, Beyrut, Girit ve Ege kıyıları, sabun üretiminin önemli merkezleri arasında yer alıyordu. Ancak, onyedinci yüzyılda sabunculuktaki yeni bir gelişme, Edirne’yi günümüze kadar, kokulu meyva sabunculuğunun tek merkezi haline getirdi. Sabunculuk, Edirne’nin en önemli mesleği, halkın büyük bir bölümünün geçim kaynağı oluşturan sektör oldu.

Sabun ustaları tarafından büyük titizlik ve özen gösterilerek, tek tek elle yapılan, misk, amber ve gül esansları katıldıktan sonra, her birine elma, armut, şeftali, limon, portakal, üzüm, incir, muz, çilek, kayısı, erik, kiraz gibi meyva biçimleri verilen sabunlar, giderek bir meslek olmaktan daha çok, Edirne’ye özgü, özgün el sanatına dönüştü. Edirne’nin Sabuni Mahallesi, işte bu yıllardan günümüze miras kalmış bir semtin adıdır.

SARAY KADINLARININ GÖZDE KOKUSU

Dünya uygarlıklarında temizliğin simgesi olarak bilinen ve tanınan sabun, Edirne’de on yedinci yüz yıldan itibaren yeni bir kültürel kimlik kazandı. Her birine ayrı ayrı meyva biçimi verilerek yapılan kokulu meyva sabunları, Edirneli ustaların elinde artık yalnızca temizlik maddesi değil, aynı zamanda bir güzellik ve süslenme ürünü olmuştu.

Kokulu meyva sabunları, önce Osmanlı sarayında büyük itibar gördü; padişah eşleri ve kadınlarının bu sabunlarla yıkanıp mis gibi kokmaları hanedanlığın bir ayrıcalığı oldu. Bu sabunlar, padişahın isteği üzerine İstanbul Topkapı Sarayı’na girdikten sonra, Osmanlı harem hayatındaki cariyeler arasında da büyük bir değer kazandı; saygınlığın ve beğenilmişliğin sembolü oldu.

Saray haremindeki cariyelerin de, padişah huzuruna çıkmadan önce, meyva biçimindeki kokulu sabunlarla yıkanmaları sağlanmaya başlandı. Haremağasının talimatı ile Sabuncu Başı tarafından kendisine meyva kokulu sabun verilen cariye; beğenilerek, padişahın huzuruna kabul edilmeye değer görüldüğünü anlardı. Böylece sabun alan cariye, huzura çıkmak üzere hazırlıklarına başlardı. Mevya Kokulu sabunlar, Osmanlı harem hayatında, bir dönem cariyeler arasında gözdeliğin işareti olarak kabul edildi.

ÇEYİZ SANDIKLARININ GÖZDESİ

Kokulu meyva sabunları, daha sonra Türk kültüründe padişah kızları da dahil, genç kızların çeyizlik sandıklarındaki değerli süs eşyaları arasında yerini aldı. İşlemeli hamam taslarının içine konulan kokulu meyva sabunları, gelinlik kızların çeyiz sandıklarında baş köşeye yerleşti.Bu gelenek,günümüzde çeyiz sandıklarına hamam tası koyma adetinin de kaynağını oluşturdu.

MİS SABUNUN ADLARI

Edirne’de kısaca mis meyva sabunu olarak bilinen kokulu meyva sabunların iki yüzyıllık tarihi içinde çok çeşitli adlarla anıldığını görmekteyiz. Padişahların diğer ülkelerin hükümdarlarına gönderdikleri hediye sandıklarında önemli bir yer edinmesi nedeni ile kokulu meyva sabunlarının yabancı ülkelerde "Osmanlı Sabunu" olarak adlandırıldığı biliniyor. Misk, amber ve gül esanslarından kaynaklanan kokusu nedeniyle yaygın olarak “Mis Sabunu” olarak adlandırılan kokulu meyva sabunlarına sarayda gösterilen itibar nedeniyle de “Saray Sabunu” denilmiştir. Padişahların gözde hediyelik eşyaları arasında yer alan bu kokulu sabunun "Padişah Sabunu" olarak anıldığı söylenir.

YENİDEN CANLANDIRILDI

İki yüz yıllık meyva kokulu sabunculuğunun son geleneksel ustaları Edirne’ye 1905 yılında Selanik’ten göç eden Çamdere ailesidir. Edirne’ye 1905 yılında Selanik’ten göç eden Arif Çamdere 1945 yılına kadar, bu el sanatını sürdürmüştür.
Arif Çamdere’nin ölümünden sonra, bu işi oğlu Arif Reşat ile eşi Emine Çamdere bu el sanatını yaşatmışlardır. sürdürmüştür. Arif Reşat Çamdere’nin 1992 yılında ölümünden sonra, mis meyve sabunu yapımcılığı da unultulmaya başlanmıştır.
Bu unutulmaya terk edilen özgün el sanatı Edirne Valiliği, Trakya Üniversitesi Anadolu Meslek Lisesi’nin çabaları ile geleneksel yöntemlerle üretilmesi özendirilerek yeniden canlandırılması sağlanmıştır.
Böylece, günümüzde Edirne’nin önemli hediyelik süs eşyası arasında yer alan, mis sabununun iki yüzyıllık sönen köpüğü yeniden kabarmıştır.
Bu yüzyıla kadar,
Edirne’de bir zamanlar, saray kadınlarının çeyiz sandıklarının koku veren tarihi

17.yy'da ise Osmanlı'da MİSK, AMBER, GÜL esansları katılarak imal edilen bu sabunlarımızın, çeşitli meyve şeklinde dönüştürülerek bir el sanatımız haline gelmesi, dönem padişahlarının diğer ülke başkanlarına gönderdikleri hediye sandıklarında, "çok önemli süs eşyası" olarak yer almasıyla "Dünya'nın ilk kokulu sabunu"nun dünya uygarlık tarihine girdi. Dünya uygarlık tarihinin ilk kokulu sabunları Edirne’de

güzellik sabunu, o yıllar, sabunun cisiyet,I yoıktu. Mis kokusuyla breber, sabun dişileşti, kadısılaşrı. Saray kadınlarının temizlikten çok kokmak amcıyla mkuullanılmaya başlandı.

o yıllara kadar sabun bie tenizmlk ürünüydü; temizlik amacıyla kullanılırdı.

Hiç yorum yok: